7
Kasım

Sağlık Actinoma jel ne için kullanılır?

Yazan: Alparslan  |  Kategori: Sağlık  |  Okunma: 3.424 views
Actinoma Jel

Actinoma Jel

Actinoma jel hakkında merak ettiğiniz herşey burada…

İlaç Etken Maddesi
Diklofenak Sodyum % 3

ACTİNOMA 30 MG 30 GR JEL, Yerli, Beşeri bir ilaçdır.Reçete İle Verilir.

ENDİKASYONLARI ( İlacın Kullanıldığı Durumlar, Hastalıklar ) :
Aktinik keratoz (kanserleşebilen cilt kalınlaşmaları-ek bilgi için aşağıya bakın
)tedavisinde kullanılır.

KONTRENDİKASYONLARI ( İlacın Kullanılmaması Gereken Durumlar ) :
Flutamid veya preparatın bileşiminde bulunan diğer maddelerden herhangi birine hassasiyeti bilinen kişilerde kontrendikedir. Ağır karaciğer yetmezliği ve hamilelik de kontrendikasyonları arasındadır.

UYARILAR / ÖNLEMLER :
Andraxan 250 mg tablet, karaciğer bozukluğu bulunan hastalarda ancak yararlarını ve potansiyel risklerini hesaba kattıktan sonra dikkatle kullanılmalıdır, hepatotoksik olabilir. Karaciğer fonksiyonu, flutamid tedavisi başlamadan önce, tedavi süresince ve tedaviden sonra düzenli olarak izlenmelidir. Karaciğer fonksiyon bozukluğunun ilk belirti/semptomları (örn. şiddetli kaşıntı, koyu renkli idrar, inatçı anoreksi, sarılık, sağ üst bölgede hassasiyet veya açıklanamayan grip benzeri semptomlar) görüldüğünde karaciğer fonksiyon testleri yapılmalıdır. Eğer hastada biyopsi destekli metastazların yokluğunda karaciğer hasarı veya sarılık gelişirse, flutamid tedavisine son verilmelidir ya da dozun azaltılması yoluna gidilmelidir. Andraxan 250 mg tablet’e bağlı hepatotoksisite genellikle doz azaltılmasıyla veya ilacın kesilmesiyle düzelir, fakat şiddetli karaciğer tahribatı sonucu ölüm vakaları da bildirilmiştir. Hastalar, hepatotoksisite anlamına gelen herhangi bir belirti veya semptom oluşursa, Andraxan 250 mg tablet tedavisine derhal son verilmesi ve hekime danışması gerektiği konusunda bilgilendirilmelidir. Hastalar, hekimlerine danışmadan doz azaltmamaları ve ilaç tedavisini kesmemeleri gerektiği konusunda bilgilendirilmelidir. Andraxan 250 mg tablet uygulaması plazma testosteron ve östradiol seviyelerini yükseltme eğilimindedir ve daha önce kastre edilmemiş hastalarda sıvı tutulumuna sebep olabilir; bu nedenle kalp hastalığı varlığında dikkatli olunması gerekir. GEBELİK VE LAKTASYONDA KULLANIMI Gebelerde ve emziren kadınlarda yapılmış bir çalışma bulunmamaktadır. Dolayısıyla gebelerde ve emziren kadınlarda fetal zarara yol açma ve anne sütüne geçme olasılığı hesaba katılmalıdır. Gebelik Kategorisi: C MAKİNE VE ARAÇ KULLANIMINA ETKİLERİ Hastalar ilacın sedatif etkisinden dolayı makine ve araç kullanmayı etkileyebileceği konusunda uyarılmalıdır.

YAN ETKİLER / ADVERS ETKİLER :
Tek tedavi olarak: Klinik çalışmalarda, Andraxan 250 mg tablet’in en sık bildirilen yan etkileri, bazen galaktore ile beraber, jinekomasti ve /veya memede hassasiyettir. Bu reaksiyonlar, dozun azaltılmasıyla veya tedavinin kesilmesiyle ortadan kalkar. Andraxan 250 mg tablet’in düşük bir kardiovasküler etki potansiyeli vardır ve dietilstilbestrol ile karşılaştırıldığında bu etki belirgin bir şekilde daha düşüktür. Daha nadir görülen yan etkiler; diyare, bulantı, kusma, iştah artışı, uykusuzluk, yorgunluk hali, geçici anormal karaciğer fonksiyon testleri ve hepatittir (UYARILAR/ÖNLEMLER bölümüne bakınız.) Çok nadir görülen yan etkiler; libido azalması, midede rahatsızlık, anoreksi, ülser benzeri ağrı, mide yanması, kabızlık, ödem, ekimoz, herpes zoster, kaşıntı, lupus benzeri sendrom, baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik, kırıklık, görme bulanıklığı, susama hissi, göğüste ağrı, anksiete, depresyon, lenfödemdir. Sperm sayısında azalma da bildirilmiştir. Kombine Tedavi: LHRH agonistleriyle kombine tedavi sırasında en sık bildirilen yan etkiler sıcak basması, libido azalması, empotans, diyare, bulantı ve kusmadır. Diyare dışında tüm bu yan etkiler sadece LHRH agonistleriyle kombine tedavi sırasında ortaya çıkmıştır. Tek flutamid tedavisiyle yüksek insidans gösteren jinekomasti, kombine tedavi ile büyük oranda azalmıştır. Klinik çalışmalarda, plasebo ve flutamid-LHRH agonistleriyle tedavi gören hasta grupları arasında, jinekomasti insidansı açısından anlamlı bir fark ortaya çıkmamıştır. Nadiren, hastalarda anemi, lökopeni, mide-barsak rahatsızlıkları, anoreksi, ödem, nöromüsküler semptomlar, sarılık, genitoüriner yolu semptomları, hipertansiyon, merkezi sinir sistemi üzerinde yan etkiler( uyku hali, depresyon, konfüzyon, anksiete, sinirlilik) ve trombositopeni bildirilmiştir. Çok nadiren, pulmonar semptomlar, hepatit ve ışığa karşı duyarlılık ortaya çıkmıştır. Diğer yan etkiler: Ek olarak, Andraxan 250 mg tabletin tüm dünyada pazarlanması süresince, flutamid ve/veya metabolitlerinin etkisinden ileri gelen aşağıda belirtilen yan etkiler bildirilmiştir: hemolitik anemi, makrositik anemi, methemoglobinemi, eritem, ülserasyonlar, büllöz döküntüler ve epidermal nekrolizi de içeren ışığa duyarlılık reaksiyonları ve idrarın amber rengine veya yeşil-sarı renge dönüşmesi. Kolestatik sarılık, hepatik ensefalopati ve hepatik nekroz da bildirilmiştir. Andraxan 250 mg tablet ile tedavi edilen iki erkek hastada habis meme neoplazmı bildirilmiştir. Selim prostat hipertrofisi bulunan bir hastada, Andraxan 250 mg tablet tedavisine başlanılmadan 3-4 ay önce bir nodül tespit edilmiştir. Eksize edildikten sonra yapılan biopsisinde, kötü diferansiye duktal karsinom olarak tanımlanmıştır. Bir başka raporda ilerlemiş prostat kanseri bulunan bir hastada Andraxan 250 mg tablet ile monoterapinin başlamasından iki ve altı ay sonra sırasıyla jinekomasti ve bir nodül bildirilmiştir.Tedavinin başlamasından dokuz ay sonra, nodül eksize edilmiş ve (T4NOMO, G3, metastaz geliştirmemiş) orta derecede diferansiye invazif duktal tumör olarak teşhis edilmiştir. Karaciğer fonksiyon değişiklikleri, kan üre azotunda (BUN) yükselme ve nadiren (renal fonksiyonda hiçbir anomali bulunmasa bile) serum kreatininde yükselme gibi anormal laboratuar test değerleri bildirilmiştir. Genellikle bu reaksiyonlar doz azaltılmasını ya da terapiye ara vermeyi gerektirecek şiddette değildirler. BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ.

İLAÇ ETKİLEŞMELERİ VE DİĞER ETKİLEŞİMLER :
Flutamid başladıktan sonra uzun süreli warfarin tedavisi gören hastalarda protrombin süresinde yükseliş kaydedilmiştir. Bu yüzden flutamid, warfarin ile birlikte uygulandığında protrombin süresinin yakından takip edilmesi tavsiye edilir ve antikoagülan dozun ayarlanması gerekli olabilir.

DOZU VE KULLANIM ŞEKLİ :
Tavsiye edilen doz, tercihen yemeklerden sonra, günde 3 kez 250 mg’lık bir tablettir. B2-C Prostat kanseri: Andraxan 250 mg tablet, radyasyon tedavisinden 8 hafta önce verilmeye başlanmalı ve radyasyon tedavisi sırasında tedaviye devam edilmelidir. D2 Metastazik Prostat kanseri: Tedaviden yarar sağlamak için, Andraxan 250 mg tablet LHRH agonisti ile birlikte verilmeye başlanmalı ve ilerleme sağlayana kadar devam edilmelidir. DOZ AŞIMI Hayvanlarla yapılan flutamid monoterapi çalışmalarında, hipoaktivite, piloereksiyon, yavaş solunum, ataksi ve/veya lakrimasyon, anoreksi, trankilizasyon, bulantı ve methemoglobinemiyi de içeren doz aşımı belirtileri görülmüştür. 36 hafta boyunca 1500 mg günlük doza kadar flutamid tedavisi ile yürütülen çalışmalarda ciddi bir yan etki bildirilmemiştir. Flutamidin bir defada yüksek doz kullanımına ait herhangi bir hayati tehlike durumu şu ana dek bildirilmemiştir. Flutamid yüksek oranda proteinlere bağlandığından diyaliz, tedavi olarak herhangi bir yarar sağlamaz. Eğer kusma kendi kendine gerçekleşmezse, hasta kendinde ise kusturulmalıdır. 5g’lık tek bir doz aldıktan sonra hiçbir yan etki görülmeden hayatını sürdüren bir vaka bildirilmiştir.

(ek bilgi -aktinik keratoz-Aktinik Keratozlar halk arasında çok bilinmememekle birlikte biz dermotologların özellikle yaşlı popülasyonda çokça rastladığı bir sorundur.

Genellikle 40-50 yaşları sonrası güneşe maruz kalan yüz, boyun, saçsız kafa alanları, el sırtlarında kızarık zımpara kağıdı görünümlü, üzerindeki skuam kaldırıldığında çabuk kanayan lezyonlardır. Güneş hasarının olduğu alanlarda yerleşimi fazladır. Meslek icabı dış alanlarda çalışan, gemici, çiftçi, yol işçilerinde çok daha sık olarak rastlanmaktadır. Açık renk tenli, açık renk gözlü, açık ya da kızıl saçlı olan kişilerde (yani güneş hasarına yatkın) sıklığı fazladır.

Türkiye ‘de istatistiksel çalışmalar yeterli olmadığı ve az sayıda çalışma bulunduğu için aktinik keratozla ilgili verileri USA kaynaklarına dayanarak vermeye çalışırsak hastalığın sıklığı ve önemi daha iyi anlaşılacaktır.

Amerika’da her yıl 900.000 – 1.200.000 yeni deri kanseri olgusuna rastlanmaktadır. Deri kanserlerinin çoğunluğu BCC (Bazal Hücreli Kanser) denilen türdendir. Sonuç olarak heryıl 200.000 yeni SCC(Skuamöz Hücreli Kanser)vakası görülmektedir.

Özellikle 1300 ile 2300 arasında kişi melanoma dışı deri kanserlerinden (özellikle metastaz yapmış SCC)hayatını yitirmektedir.

Bu rakamlar aktinik keratozları tekrar gündeme getirmektedir. Çünkü epidemiyolojik ve moleküler düzeydeki çalışmalar aktinik keratozların SCC’nin erken evresi olduğunu göstermektedir.

Aktinik kerotozlar, yatkınlığı olan kişilerde uzun süre güneşe maruz kalmakla oluşan yaygın bir sorundur. Amerika’da yapılan bir çalışmada dermatoloji kliniğine başvuru yakınmaları arasında 3.sırayı aldığı gösterilmiştir.

Başka bir çalışmada ise 1990-1994 yılları arasında dermatoloji kliniklerine başvuran 127 milyon hastanın 14.6 milyonu (%11.5) aktiniz keratoz teşhisi almış ve tedavi görmüş hastalardan oluşmaktadır. Deri kanserleri ise dermatoloji poliklinik ziyaretlerinde %7.6 lık oranla 4. sırayı almaktadır(1.sırada akne=sivilce, 2.sırada=ekzama, 3.sırada=aktinik keratoz).

Tüm aktinik keratozlar SCC oluşumuna yol açmazlar, fakat hangilerinin SCC oluşturacağıda bilinmemektedir. Aktinik keratozların %0.1 – %10′u SCC oluşumuna neden olmaktadır.

Güneşte çabuk yanan, bronzlaşmayan, çil oluşumuna yatkın olan kişiler aktinik keratoz geliştirmeye müsaittirler. Kişilerin bu yatkınlıklarının yanı sıra toplam güneşte kalma süreleri de çok önemli bir faktördür. Yaşlanma ile birlikte aktinik keratozların sayısında da artış olmaktadır. Cinsiyet açısından değerlendirildiğinde erkeklerde daha fazla görüldüğü anlaşılmaktadır. Bir çalışmada 16-49 yaşları arasındaki kişilerde erkeklerin %27′sinde bayanlarınsa %13′ünde aktinik keratoza rastlanmıştır. Yaş ilerledikçe erkek ve kadın oranı birbirine yaklaşmaktadır. Aktinik keratozların görüldüğü bölgeler güneş enerjisine en fazla maruz kalan alanlardır. En sık %80 oranıyla üst dudakta, baş ve boyun bölgesinde yerleşim göstermektedirler.

Aktinik keratozların dermatoloji polikliniklerinde sık rastlandığı ve halkımız tarafından pek bilinmediği görülmektedir. Bu lezyonlar deri kanserlerinin bir çeşidi olan SCC’nin erken evresi olarak kabul edilmektedir. Tüm aktinik keratozlar üzerinde SCC gelişmemektedir. Fakat hangilerinin üzerinde SCC gelişeceği önceden bilinmediği için aktinik keratozların tedavilerinin mutlaka yapılması ayrıca aktinik keratoz geliştirme riski olan kişilerin kendilerini güneş ışınlarına karşı korumaları önerilmektedir.)

 Yazının Etiketleri  

Yorum yapın